|
Hakkımda
|
|
Sanata bakışım, Kıbrıs’ta doğup, Kıbrıs’ın sorunlarını ve bunun yanı sıra doğanın, insan sevgisinin çocuk kalbimden olgunluk yaşıma kadar ruhumu yoğuran çamur gibi seramiğe aktarmamdır. 1961’de ikiz kardeşim Semra Bayhanlı ile Lefkoşa’nın Küçük Kaymaklı bölgesinde doğdum. Kendimi hatırladığım ilk anlarım 1963 savaşında ikiz kardeşimle Hamitköy’de kurulmuş göçmen çadırlarında el ele dolaşıp şaşkınlıkla etrafımızdaki insanlara baktığımız andır. İnsanların yüz ifadelerinin ilk defa o zaman ruhumuza işlediğini tahmin ediyorum. |
||
Savaşın verdiği maddi olanaksızlıkların yanı sıra çok güzel ve dolu dolu geçen çocukluk yılları... Beş çocuklu, azla yetinen ama çok mutlu ve sevgi dolu bir aile... Buna en büyük etken Kıbrıs’ın güneşi, o zamanlar bozulmamış doğası ve güneşi kadar sıcak aile ve insan ilişkileri. Her yaz tatilde Baf’ın Aya-varvara köyünde geçirdiğimiz günler ve çiftlik hayatı. Bu yaşam tarzı benim ve kız kardeşimin sanata bakış açısına çok önemli bir yön verdi. Yirmi yıl kadar hiç durmadan sayamayacağımız kadar insan vücudu ve yüz ifadeleri çizdik. Bir birimizi eleştirdik ve doğruyu aradık. Yıkık evlerden arda kalan alçı parçalarıyla yollara, göçmen olduğumuz evin yanık olan bir odasından kopardığımız kömürlerle duvarlara, her yerde bulduğumuz kağıt parçalarının üzerine devamlı çizdik. Dedemizin çıkardığı baldan arda kalan peteklerden yaptığı mumlardan ilk çocukça heykel denemelerimiz çok eğlenceli ve eğiticiydi. |
|||
![]() |
Gençlik yıllarımızda bir çok karma sergilere katıldık ve 1997 yılında ikiz kardeşimle ilk kişisel resim sergimizi açtık. Bu arada karikatür de hayatıma girdi ve 1998’de Yeni Düzen gazetesinde karikatürlerim yayınlanmaya başladı. Bir çok yurt içi ve yurt dışı karikatür sergilerine katıldım. Daha sonraki yıllarda karikatürü seramiklerime de aktardım. Üç boyutlu sanat dalına ilgim yoğunlaştı ve 2000 yılında seramikle tanıştım. Çamuru elime ilk aldığım andan heykeller yapmaya başladım ve 2002 yılında Büyük Han’da Hanay isimli seramik atölyemi açtım. |
||
On santimetreden başlayıp içi boş olarak yaptığım heykellerimi gittikçe büyültüp insan boyutuna çıkarmaya başladım. Geçen yıl Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun sahnelediği Truva Savaşı Olmayacak isimli oyunda küçük heykelciklerim sahnedeki bir şehre yerleştirilip büyük bir ekrana yansıtılarak tiyatrocularla birlikte sahne aldılar. Bir yıldan fazla zamandır evimdeki atölyemde büyük heykellerimi yapmaya başladım. Eşim Mustafa Çerkez’in bana çok büyük desteği oldu. Bahçeye büyük bir seramik fırını yaptı. Taşımamın imkansız olduğu heykelleri eşim taşıyıp fırına yerleştirip pişirdi ve şu anda insan boyutunda on heykelim sergilenmeye hazır duruma geldi. En büyük hayallerimden biri olan eski bir Kıbrıs evine, özünü kaybetmemiş, sevgiye önem veren, insan boyutundaki heykellerimi yerleştirip sergimi açtım. Amacım, savaşların ve dış kaynaklı büyük güçlerin yok edemediği Kıbrıslı, adalı insan mimiklerini ve karakterlerini heykellerimle ölümsüzleştirmek, biraz da kırgın olarak bunları insanlara hatırlatıp onlarla paylaşmak... Teşekkürler – Maddi manevi hiçbir şeyi esirgemeyen eşim Mustafa Çerkez, sanat evini bana sevgiyle açan Aziz Mevlitler, yanımdan bir an bile ayrılmayan, bana destek olan can dostum Sinem Ertaner, projemi rahat yapmam için atölyemi emanet ettiğim arkadaşım Mustafa Kemal, sergim için müzik besteleyen oğlum Çağrı Çerkez, ses ve ışık düzenini kuran oğlum Çağan Çerkez, skeç yapan annem babam Ayfer, Salih Yalçın, arkadaşlarım; şiir yazıp okuyan Nursal Vahip, katalog dizaynını yapan Kadir Kaba, ses kayıtlarımda yardımcı olan Eralp Adanır, katalog fotoğraf çekimlerini yapan Hasan Karaok ve davetiye dizaynını yapan Şifa Alkapon. Çok teşekkür ederim. |
|||

